Aşağıdaki yorumuma konu yazı şu. Aslında abartmışım "konuya dair okuduğum en düzgün
analizlerden biri" derken. Suriye konusunda, genel görüşün, daha doğrusu genel "okumuş", "elit", "ilerici" söylemin azıcık bile dışına çıkabilen, yani muhalif bir yazıya rastladığımda sevindirik olmaya o kadar alışmışım ki, çatır çatır eleştiren bir yazı görünce "şahane" diye düşündüm. Halbuki Fransa'nın Mali'ye müdahalesi çok daha geniş çevrelerce kınanıyor zaten, yani bu konuya dair eleştirel bir yazı yazmak o kadar da az rastlanır bir şey değil (Aynen Irak'ın işgali gibi). Halbuki Suriye (ve tabii Libya) konusunda, yazarın da büyük ölçüde anaakıma (maalesef en uçları, en makul sesleri dahi içine almış olan anaakımın) dahil olduğu hissediliyor. İşte yorumumu:
« Yazınız, konuya dair okuduğum en düzgün
analizlerden biri, özellikle Ulusal Cephe’yle ilgili olan kısım
fikirlerime tercüman! İtiraz edeceğim nokta “Arap baharı”nı sahiden de
tarihsel sürecin bir parçasıymış gibi kullanmanıza. İşaret ettiği
olguları açıklayabilmekten olabildiğince uzak, sadece kafa bulandıran,
jenealojisi elbet bir gün yapılacak olan ve tahminen tam da o
kolonyalistlerin yapıştırmış olduğu bir kavram. Tunus’ta ve Mısır’da
olanlarla Libya ve Suriye’de olanların neredeyse hiç bir alakası yok ki
Arap Baharı diye bir genelleme olabilsin! Libya’da sokak hareketi
neredeyse hiç olmadı. Daha en baştan Bingazi’den silahlarla yürümeye
başladı “devrimciler”. 1 ay geçmeden de NATO bombalamaya başladı zaten.
Suriye’de ise sokaktaki halkın boğulması çok uzun zaman almadı (bugün
hemen erkesin yaptığı gibi rejimin bastırması yüzünden de
diyebilirsiniz, silahlı Allahuekberciler’in direnişi monopolize
etmesinden de diyebilirsiniz). Ama ne bu iki ülkenin Şer Ekseni’ne
mensup olması şüphe çekiyor, ne de ABD ve yandaşlarının bu iki devrime
neden koşulsuz destek verdiği sorusu soruluyor!
Yani o çivisi çıkmışlık Libya’da başladı, Suriye’de devam ediyor.
Irak’ın müdahalesinde seslerini çıkartanların yüzde 95’i “Libya’da aynı
şey oluyor” demedi. Suriye’yi doğrudan bombalamıyorlar (muhtemelen
verecekleri kayıpları göze alamadıklarından) ama isyancılara her türlü
desteği veriyorlar. Ben vaktiyle şöyle anlatmıştım meramımı, hâla sonuna
kadar arkasındayım: http://aslisumer.blogspot.fr/2012/02/on-syrian-regime-syrian-contestation.html
Bu arada, Fransa’nın Mali’ye askeri müdahalesini çok daha lamsız
cimsiz kınayan bir siyasetçi var: Villepin (daha doğrusu emekliliğini
bir türlü kabullenemeyen siyasetçi). Açıkçası Sarkozy yükselirken
Villepin’in silinip gitmesini tesadüf olarak görmekte zorlanıyorum ben
(Yetişin komplokovucular!). Clearstream’i yakından izlemedim ama en
nihayetinde her ikisi de işin içindeydi. Hem Sarko gitti ama
Atlantist/emperyalist politikalar sapasağlam ayakta! »
http://aslisumer.blogspot.fr/2012/02/on-syrian-regime-syrian-contestation.html