Ha yaz-silleri de unuttum. Şimdi yaşadım, facebook'taki bir Frenk tartışma grubunda. Konu okullardaki problem-çocuklar. Bütün meseleler evrensel.
"Ey veliler, kendinizinkini korumak elbette öncelikli ama o çocukları da ötekileştirmeyin" minvali bir nutuk yazdım, sonra sildim. Bizde eksikliğinden onca yakındığımız (benim de yakındığım) bireyselliğin, ifrata kaçtığında ne noktaya gelebildiğinin canlı örneği çağdaş Fransa toplumu. "Birey" olmamak değil de başka bir şey mi acaba, yakınmamız gereken? Başka türlü mü ifade etmeli? Buna dair bir sürü örnek verebilirim ama, birey oldukları asla su götürmeyen çağdaş Fransızlar'a insan demekte zorlanıyorum ben bazen. Evet evet, o derece.
Zira, o birey olma, yani kendine odaklı olma durumu, kaynakların kıt olduğu ortamda, özellikle ekonomik krizler yoğunlaştığında korkunç hâle gelebiliyor. Sadece o da değil. Alakasızlık hâli. Kendinden, kendi tecrübenden başka hiçbir şeyle ilgilenmeme hâli. O da, yine bizim toplumda inanılmaz derecede rahatsızlık edici olan bir arızanın tam tersine çevrilmişi.
Şu örneği bir yere sokuşturmak istiyordum mutlaka, burasıymış yeri. Geçen haftaydı. Sinan'ı kreşten aldım, trenle evimize dönüyoruz. Tren kalabalıktı, karşı karşıya iki koltuk bulabildik boş olan. Birinde hamile bir kadın oturuyordu, Sinan onun yanına oturdu. Ben de Sinan'ın karşısındaki koltuğa.
Doğrudan şöyle sorayım: Hamile bir kadının, yanındaki koltuğa oturmuş olan 3 yaşında bir çocuğu YOK sayması doğal mıdır? Eğer doğal diyorsanız sizde birey mayası var demektir. Ha biliyorum, çocuğunuz parkta düşünce üzerine atlayıp yerden kaldıran, sürekli size akıl veren "Türk annesi" de çekilir şey değil. Ama aslında çok daha derin bir şeyin ifadesi o hamile kadının tavrı, o yüzden o kadar yer etti bende.
Zira bence yakında kendi bebeği olacak bir kadının, bebekleri, çocukları merak etmemesi, incelememesi, onlara şefkat duymaması hiç doğal değildir. Son derece anormaldir.
Kadın bir şeye dalmış falan da değildi. Bir ara telefonunu kurcaladı, onun dışında pencereden dışarı baktı sürekli.
Bu şaşırtıcı değil, hatta bayağı tipik bir davranış. Her Fransız kadını böyle yapar demek değil bu, ama rastlama ihtimaliniz yüksek (ayrıca bana öyle geliyor ki, gittikçe artıyor bu ilgisizlik, bu aşırı kendine dönüklük hâli; yeni kuşaklarda çok daha beter. Buna gittikçe daha çok "birey" oluyorlar mı demeli, bilmiyorum). Velhasıl, bu yaz tam sıcağı sıcağına başıma geldikten sonra twittera yazmıştım bunu: "Fransa topraklarından çıkıp İtalya'ya vardığınızı nasıl anlasınız? Gittiğiniz kafenin sahibi kadın, sokakta yanından geçtiğiniz kadın, vb. çocuğunuza şefkat gösterir, en azından gülümser."
No comments:
Post a Comment