Filme dair çok fazla şey söylemeyeceğim. Hani “beğenmedim” diyemediğiniz, çok
vurucu sahne veya fikirlerin olduğu ama sizi tam olarak içine almayan sanat
eserleri vardır ya, öyle tam... Darezhan Omirbayev’in Öğrenci’si yine de görülesi, pişman değilim gittiğime.
Derdim, Öğrenci filminin
Fransızca tanıtım broşüründe Kazak yönetmenle yapılan mülakattan bir alıntıyı
paylaşmak. Eski sosyalist ülkelerin hepsinde duyabileceğiniz türde bir söylem bu,
neredeyse banal. Ama bana göre ne kadar söylense az ve Omirbayev gayet sade ve
net bir biçimde ifade etmiş:
“... Öğrenci’de konu sadece,
Dostoyevski’nin, 1866 yılında, Rusya kapitalizmle tanışmaktayken yazdığı Suç ve Ceza romanından geliyor. [Kapitalizmin]
sonucu olarak, zenginlerle yoksullar arasında devasa bir yaşam tarzı farkı
vardı. 19. yüzyıl kapitalizmini yaşamadığım için, bu durumun günlük hayata nasıl yansıdığını
söyleyemem ama bugünün kapitalizminin böyle olacağı aklımıza hiç gelmemişti.
Gorbaçov geldiğinde, toplumsal sınıflar arasındaki farkın bu kadar büyük
olacağını tahayyül etmiyorduk. O zamanlar son derece mutluyduk, zirâ bizi
neyin beklediğine dair hiç bir fikrimiz yoktu. Gorbaçov halkla konuşuyordu,
oysa ki bizim tek bildiğimiz, komünist propagandaydı. Bunun da başka bir
propaganda olduğunu ne bilelim? Bugün dediğimiz şu: Sosyalizm zamanında
dükkanlar boş, buzdolaplarımız doluydu; oysa ki şimdi mağazalar dolu ama
sundukları yiyecekleri alacak paramız yok ve buzdolaplarımız boş. Kapitalizm
sosyalizmin yerini aldığında, nüfusun ortalama ömrü 70 iken 60 oldu. Öte yandan
ben ne ekonomist, ne politikacı olarak görüyorum olanları; salt sinematografik
bir açıdan.”
No comments:
Post a Comment