“Macron İstifa!”
Eyvallah, peki ya sonra?
Eğer yerine başka bir oligarkı; bizi temsil ettiğini iddia ederek narsistçe takıntılarını ve kudret fantazilerini doyuracak olan başka bir kurtarıcıyı geçirmek içinse, soğukta, yağmurun altında sokaklara dökülmenin âlemi var mı? Yurttaşların ekseriyeti artık vergi ödemek istemediğinde, kendilerini onyıllardır kandırıp duran “aracı organlara” (partiler, sendikalar, dernekler...) güvensizliklerini belirttiğinde, yüzbinlerce Fransız devletin başının istifa etmesi talebiyle ülkelerinde hayatı felç ettiğinde mevcut “temsili demokrasi”-demokrasi artık sadece adında kaldı- iflas etmiştir. Başka örgüt biçimleri bularak egemenliğimize kavuşmamız gerekiyor.
Hareketimizin,
elitlerimizi son derece kaygılandıran büyük gücü, politik, sendikal yahut da projektör ışıklarının peşindeki, kendini
sözcü ilan etmiş tiplerden
gelebilecek her türden kendine mal etme
girişimine direnmeyi başarmış
olmasıdır.
Bunun kalıcı olması için
temsilcilerimizin bizi gerçekten temsil
etmelerini de sağlamamız gerekiyor. Temasın
olmadığı
bir dünya istemiyoruz
ve
bizi bağımlı, dolayısıyla da
savunmasız
kılan
ve
dijitalin
devasa enerji
ve çevre faturalarını
şişiren
bu yeni iletişim teknolojileri modasına
temkinliyiz.
Ne haz bakımından ne de tartışmalarda, hiçbir şey doğrudan
insanî
temasın yerini tutamaz.
Hareketimizin
şekil alma sürecine ve dolayısıyla
ilerideki
demokrasimize yön
vermesi gereken bazı doğrudan demokrasi
yöntemlerini hatırlatmak istiyoruz. Bu yöntemler bundan
2500 yılı aşkın zaman önce Atina’da düşünülüp
yürürlüğe konulmuş ve
Orta Çağ’da bazı Avrupa
topluluklarında;
Fransız, İngiliz veya Amerikan Devrimleri sırasında; Paris
Komünü’nde; 1905 Rus Konseyleri’nde; 1936 İspanyol
Devrimi’nde; 1956 Macar isyanında ve günümüzde
Chiapas
veya Rojava’da farklı şekillerde uygulanmıştır.
-
Genel meclis:
Yerel, yani
mahalle veya ilçe düzeyinde, bir araya gelerek
kendisini
ilgilendiren meselelere
dair kararları
verecek
ve
bölgesel ve ulusal düzeylerdeki temsilcileri seçecek olan halktır, birkaç temsilci değil.
-
Kura:
Bölgesel
veya ulusal seçimlerde de belediye meclislerinde de adaylar, tüm
toplumsal kategorilerin temsil edilmesini ve iktidar meraklılarının
dışarıda kalmasını teminen, kurayla belirlenecektir.
-
Vekilliğin
tek seferlik olması:
Halkı temsil etmek bir kariyer
değildir
ve temsilcilerimiz yeniden seçilmelerine değil görevlerine
odaklanmalıdırlar.
-
Yetkilendirilme zorunluluğu:
Bir vekil sadece ve
sadece, yurttaş meclislerinin kendisini haklarında açıkça vekil
tayin ettiği kararları uygulayabilir.
-
Azledilebilme :
Vekâlete
ihanet durumunda, her vekil görevlerinden her an azledilebilir
olmalıdır.
-
İşleri
dönüşümlü yapmak :
En
nankörlerinden
en haz
verici olanlarına,
işlere
herkes
iştirak eder.
Sarı
Yelekliler, eskilerine
eklenen bir parti veya sendika haline gelmemelidir. Politika bir uzman işi
değil, bir halkı oluşturan özerk bireylerin vecibesidir: Doğrudan
demokrasi, böyle
bireylerin yetişmesi için gerçek
ve zorlu
bir eğitimi
geliştirmeyi gerektirir. Böyle bir projeye herkesin iştirak
etmesinin şartı bir toplum oluşturabilmek için son derece
eksikliğini duyduğumuz bir şeye, boş zamana sahip olmaktır: O
boş zamanı da günlük hayatımızdan çekip almalıyız (iş,
ulaşım, aptallaştıran eğlenceler vb.). Doğrudan
demokrasi kurma mücadelesi devasa
zorluktadır ve
daha
üst düzeylerde bir araya gelinmeden evvel
yerel düzeyde düşünülürse
çok daha kolay başa çıkılır olacaktır.
Hayatlarımızın
iplerini ancak,
bir
yandan bu
çılgın
üretim-tüketim
sistemini felç ederken (mesela neden yıl sonu bayramlarına
yönelik
hem
ticari hem de sosyal bir boykot çağrısı
yapmayalım ki?)
diğer
yandan
halkların tarihinden tevarüs
etmiş demokratik
ilkeleri,
burada ve şimdi yeniden canlandırarak
alabiliriz.
Çocuklarımıza
üzerinde
yaşanabilir
bir Yerküre ve onun
üzerinde onurlu
bir şekilde büyüme ihtimalini bırakmak
için başka şansımız yok.
Gaskon[yalı]
Sarı Yelekliler
28 Kasım 2018
Çeviren: Aslı Sümer
Not: 1,5 ay önce yazılmış bu bildiriyi Bordeaux'nun bağımsız sineması Utopia'nın aylık program kitapçığında görünce heyecanlandım çünkü özellikle de yıllardır dile getirdiğim ama egemen ideolojinin damarlara işleyip bazı şeyleri izahtan vareste kabul ettirme gücünden dolayı çok zor savunulur olan iki ilkeyi açıkça öneriyorlar: başta milletvekilleri olmak üzere temsilcileri kurayla belirleme ilkesi ve tüm işleri paylaşma ilkesi. Ayrıca kendilerini adlandırmak için tarihsel-coğrafi bir yerel kimliği seçmiş olmaları, dijitalin maliyeti, aracı organların (en iyi ihtimalle) işlevsizliği, boş zamanın ve nasıl değerlendirileceğinin önemi gibi noktalara değinmeleri de, bu insanların meselenin (LE mesele) özünü müthiş kavradığının kanıtı. İki ufak noktaya itirazım var; daha doğrusu biri itiraz biri sorgulama ama ayrıntılara dair oldukları için bahsetmeyeceğim bile.
No comments:
Post a Comment