Bu yazı (itiraf ediyorum, başlıgı biraz şişirmişim) Birikim’in Şubat 2010’daki « Sol İlahiyat » dosyasında yer aldı. İnternette yok, siteye pdf halini yüklemek de mümkün değil (ya da ben bulamadım). Fransa ve Türkiye’den örneklerle, dinî, etnik ve sınıfsal kimliklerin örtüşmesi sonucu ırkçılığın aldığı farklı çehreleri ve her iki ülkede de laikliğin tartışmanın göbeğine oturtulmasının ve özellikle de kendini ilerici olarak tanımlayan çevrelerce slogan haline getirilmesinin aslında asıl meselelerin gözden kaçırılması sonucunu getirdiğini savunuyorum.
Fransa’da aşırı sağın yeni lider adayı Marine Le Pen’in laiklik bayrağını eline almasıyla birlikte bu konu yine iyice « ısındı » ve bana göre gayet keyifli bir hal aldı ! Hatta on sekizinci tez konum olmaya aday. Yok, gerçekten. Bu konuda Fransızca bir yazı yazmaya başladım ama şimdilik, kaderi bu siteye koymadığım o bir sürü yarım yazınınkiyle aynı…